Bodrum yarımadasının batı ucunda eski Myndos kenti kalıntıları ile iç içe yaşayan Gümüşlük Köyü buraya ilk gelenleri bir görüşte büyüler.Yöreyi tanıyanlar ise her fırsatta buraya gelerek sunulan güzellikleri tekrar tekrar yaşamak isterler. Bodrum'dan Gümüşlük' e karayolu ile 20 dakikada ulaşılır. Daha sahile inmeden, Peksimet Boğazını geçip yel değirmenlerinin olduğu tepeyi aştığınızda görülen manzara mavi,yeşil ve beyazın mükemmel bir karışımıdır. Narenciye bahçelerinin arasından kıvrılarak giden yoldan sahile ulaştığınızda, en sert havalarda bile denizler için emniyetli bir sığınak olan doğal limana gelirsiniz.
Arkeolojik sit alanı olması nedeni ile korunan çevre, doğallığını büyük ölçüde muhafaza etmektedir. Halikarnas Kralı Mausolos'un kurmuş olduğu Myndos Kentinin kalıntıları geçen yüzyıllardaki büyük depremlerin sonucunda kısmen su altında kısmen de toprak altında kalmıştır. Bu nedenle antik Myndos Kenti "Batık Şehir" olarak da anılır.
Koyun girişindeki Tavşan Adası'na Batık Şehrin taşları üzerinden yürüyerek geçilebilir. Adanın güney tarafındaki koy ise deniz ve güneş tutkunlarının tercih ettiği doğal bir plajdır. En sıcak yaz günlerinde bile hafif bir esinti sizi serinletir. Güneşin batışı ise Gümüşlük' te bir başka güzeldir.Güneş batıdaki adaların ardından tamamen kaybolduktan sonra bile kızıldan mora çeşitli renklerin dansı uzun süre devam eder. Hemen ardından gecenin ilk yıldızlarının parıltıları koyun durgun sularında oynaşmaya koyulur. Artık uzun sürecek bir akşam yemeği için denizden birkaç adım ötedeki masanızda, buz gibi bir duble rakı veya bir kadeh şarap eşliğinde sunulan deniz ürünlerinin tadına doyamazsınız.

Tanrı bu beldeye elindeki tüm güzellikleri sunmuştur. Deniz, güneş, toprak, kum, hava ve yeşilin coşkun tonları, rengarenk çiçek ve bitki türü...Bütün bu doğa harikaları burada birleşerek ruh ve zenginlik kazanmışlardır. İnsanlarda bunları kucaklamak için yüzyıllardır bu kıyılara taşınmıştır. Antik Myndos uygarlığından kalan su kalıntıları, deniz altındaki dalgakıran, tarihi çeşmeler, kiliseler, sarnıçlar, mezarlar, kuyular, paralar ve küpler senelerce evvel buralara yerleşenlerin o günlerde bile bu güzelliklerin farkında olduklarının kanıtlarıdır.
Buraya gelipte yarımadanın en ünlü balık lokantalarında balık yemeden gitmek olmaz.