İasos'un Yeri ve Tarihi :
Iasos, Milas'a 28 km. uzaklıktaki Kıyıkışlacık Köyü içerisindeki üç tarafı denizle çevrili bir yarımada üzerine kurulmuştur. Mitolojiye göre Argos'tan gelenler tarafından kurulduğu ve ismini kolonistlerin başı Iasos'tan aldığı söylenmektedir. George Bean de Karia kitabında Argos'lu kolonistlerin şehri kurarken Karialı yerliler tarafından direnç görüp büyük kayıplar verdiğini yazar. Şehir surlarının Mausolos döneminde yeniden inşa edildiğini, kazılarda bulunan yazıtlardan kentte Idrias ve Ada kültü bulunduğunu da ayrıca bilmekteyiz.M.Ö. 5. yüzyıla kadar Iasos hakkında eski kaynaklarda bilgi yoktur. Kentin kurulduğu alan önceleri bir ada iken daha sonra adanın denizle birleştiği berzah dolmuş ve ada, yarımada haline dönmüştür. Antik kente ait önemli yapılar bu yarımada üzerinde yer almaktadır. Büyük sur, su kemerleri, mezarlar ile balık pazarı olarak adlandırılan yapı ise sur dışında yer almaktadır. İasos'da yapılan kazılarda kentteki en eski yerleşimin M.Ö. 3500 yıllarına kadar uzandığı tespit edilmiştir.
Ağızdan Ağıza Anlatılarak Bugüne Gelen Hikayeler :
Bir zamanlar kenti ziyaret eden müzisyen, tiyatroda bir resital vermiş. Bu resital sırasında balık pazarının açıldığını bildiren çan sesi duyulunca elini kulağına götüren yaşlı adam dışında herkes yerinden fırlayarak tiyatrodan ayrılmış. Yaşlı adamın yanına gelen müzisyen "Bana ve sanatıma gösterdiğiniz saygıdan ötürü size teşekkür borçluyum; çünkü çan sesini duyan tüm dinleyiciler çekip gittiler" demiş. "Ne ?" diye haykırmış bunu duyan yaşlı adam, "Yoksa çan mı çaldı? "Evet, neden?" "Öyleyse izninizle efendim..." ve gözden kaybolmuş. Strabon bu öyküyü bereketsiz topraktan ürün alamayan İasoslular'ın balığa olan düşkünlüklerini belirtmek için anlatır. İskender'in 334'te Miletos'u kuşatması üzerine Iasos, kente yardım etmeye çalışan Pers donanmasına bir gemi bağışında bulundu. On yıl sonra Ekbatan'da İskender'in silah deposu komutanlığında Gorgos adlı bir İasoslu bulunuyordu.
Tarihçi George Bean'in ''Karia'' adlı kitabında yazdığı; ''Büyük İskender'in ilgisini çeken bir başka İasoslu da, yunus tarafından sevilmek gibi bir şansa sahip olan erkek çocuktu'' satırları, İasos halkının denizle ve balıkçılıkla nasıl bütünleştiğini daha iyi anlatıyor.Iasos'ta erkek çocukların gymnaziumda çalıştıktan sonra denizde yıkanmaları bir gelenekti. Bu sırada kıyıya yanaşan yunus, çocuklardan birini sırtına alıp, açıklara götürüyor ve sonra yeniden kıyıya bırakıyordu. Bir anlatıya göre bu öyküyü duyan İskender, çocuğu Babil'e getirtip deniz tanrısı Poseidon'un rahibi yapmış. İasoslular bu olaydan, M.Ö. 3. yüzyılda çıkarılan madeni paralarında, kolunu yunusun sırtına atmış biçimde yüzen çocuk tasvirine yer verecek kadar etkilenmişlerdir.
Diğer bir anlatıma göre ; bir gün yunusa binen çocuk geri dönmez. Annesi ise oğlunun geri döneceği umuduyla günlerce,haftalarca,aylarca sahilde beklemeye devam eder. Yıllar yılları kovalar ama çocuk geri gelmez ve annesi ölür. Bu zaman zarfında balıkçılar avlanmaya gittiklerinde bir çocuğun yunusun üzerinde gördüklerini anlatmışlardır ve bu hikaye bir efsaneye dönüşmüştür. Yazarlar, çizerler, heykeltıraşlar bu olayı-efsaneyi betimlemeye başlarlar. Diğer memleketler kadar ulaşır bu yapıtlar. Ama kimisi hikayenin aslını bilmediği için,yunusun üzerinde çocuğu Aşk Tanrıçası Afrodit'in yardımcısı EROS'A benzetirler. Bu zamandan itibaren görmeye başladığımız, " yunus üzerinde Eros " resim ve heykeller yapılmaya başlanır.
Kazı Yapanlar :
Iasos antik kentinde 1960 yılından bu yana İtalyan Arkeoloji Heyeti'nce düzenli kazılar yapılmaktadır. Şu an İtalyan kazı heyeti Başkanı Prof. Fede Berti.
Gezilecek Yerler :
Iasos
antik kentinin bulunduğu Kıyıkışlacık köyü, tam anlamıyla bir açık hava
müzesi görünümünde. Köyün girişinde, restorasyonu geçtiğimiz yıllarda Türk-İtalyan
arkeologlarının ortaklaşa çalışmasıyla bitirilen ve görkemli bir törenle
ziyarete açılan ''Balık hali'' bulunuyor. Yerli ve yabancı ziyaretçilerin
gezdikleri ören yerinde, çağdaş bir sergileme dikkati çekiyor. Sahile inip
soldaki girişten sapanlar, kemerli kapıdan geçip Roma çağında inşa edilmiş
dört tarafı revnaklarla çevrili agorayı, kent meclisi binası olarak kullanılan
Bouleterium'u ( yani meclis binası), Helenistik çağda yapılıp Roma çağında onarılan tiyatroyu
ve doğu bazilikasını görebilirler. Yukarı tırmananlar ise kentin ortasında
ve en yüksek kesiminde yer alan yamuk, dikdörtgen planlı ve duvarları iki
metre kalınlığındaki orta çağ kalesiyle karşılaşacaklar. Bu kaleden köyün
tamamını görebilir, hafif esen rüzgarda tüm yorgunluğunuzu atabilirsiniz.
Kenti koruyan surların ve mezarların dışında, liman bölümünde de Ortaçağ
yapısı mendirek kalıntıları bulunuyor. Sahil yoluyla yürüyerek ulaşabileceğiniz
küçük kumsal, plaj olaraktan kullanılıyor. Günümüzde gençler bu kalıntılar
arasında yüzmeyi, yüksek duvarlara tırmanmayı seviyorlar. Iasos kıyı kesiminden
yükseldikçe yazlıklar arasında eski dönemlerden kalma bazı evler mimarisi
ve bacaları ile ilgi çekiyor. Bu güzergahta ilerleyenler bir biri arkasına
sıralanmış koylar, ve bu koylara tepeden bakan siteleri geçerek Zeytinli
mevkiine ulaşıyorlar. Daha farklı koylara sıralı bahçeli evler, denize girilebilecek
plajlar, kır lokantalarına, konaklama tesislerine sıkça rastlanıyor. Deniz
tarafı ise kıyı kesiminden uzaklaştırılan ve küçük Ziraat, ile büyük Ziraat
Adası sahillerine taşınmaya mecbur bırakılan balık çiftlikleri görülüyor.