PEDASA: Leleg kentleri içerisinde ulaşılması kolay olan yerleşim
yerlerinden birisi Pedasa antik kentidir. Karialıların Persleri yenilgiye uğratmış oldukları
Pedasa kentinin yeri için daha önceden, Judeich tarafından Etrim önerilmiştir.
Ancak daha sonra Karacahisar olduğu öne sürülmekle birlikte Paton ve Myres
tarafından yapılan çalışmalardan itibaren, Atina Vergi Listelerinin de yardımıyla Bean, Cook ve Radt kentin Bodrum’un yanı başındaki Gökçeler’ de yer almakta
olduğunu tespit etmişlerdir. Ayrıca 2. km ötede yer alan Bitez Köyü’ nün
isminin de Pedasa’ nın yansıması olarak günümüze ulaşmış olduğu düşünülmektedir
. Pedasa’nın M.Ö. 6.-5. yy.lar içerisinde oldukça söz edilen bir kent olduğu
görülmektedir. Herodotos’un aktardığına göre Persler M.Ö. 546 yılında Sardeis’i
ele geçirdikten sonra Harpagos yönetimindeki bir orduyu Karia üzerine göndermişler
ve sadece Pedasa kentinde direnç ile karşılaşmıştır. M.Ö. 499 yılından sonra
İonia ihtilaline katılan Karialıları cezalandırmak için Daurises komutasında
sefere çıkan Pers ordusu Labraunda’ da Karialıları bozguna uğratmış olmalarına
karşın, Pedasa yolunda pusuya düşürülmüşlerdir. M.Ö.494 yılında Miletos’u
ele geçirdikten sonra zorluk çıkaran Pedasalıl
arın bir bölümünü yeni kurulan
bir kente yerleştirmişler ve bu kent de Pedasa adını almıştır. Kentte, Maussollos
zamanından sonrada da yerleşime devam edilmiş olduğunu gösterebilecek verileri
göremiyoruz. Pedasa kentinde yer alan Athena tapınağı ile ilgili ilginç
bir öykü anlatılmaktadır. Yine Herodotos tarafından aktarıldığına göre Pedasalıların
başına kötü bir şey gelecek olursa Athena rahibesinin sakalı uzamaktadır
ve bu olay kentin tarihinde üç kez gerçekleşmiştir. Athena tapınağının ele
geçen bir yazıt yardımıyla, Gökçeler kalesinin batı ucundan Bitez’e uzanan
vadide yer almakta olduğu önerilmişti . Biz bugün artık bu tapınağın yeri
konusunda daha çok şey biliyoruz. Kente girişte akropolisin batı alt yamacında
yerleşik dikdörtgen planlı, bosajlı düzgün kesme taşlardan oluşturulmuş
yapı kalıntısı büyük olasılıkla bir tapınağa aittir. Kalıtının batı duvarı
önünde yatık duran monolit sütün yapının önde sütunlar ile donatıldığını
göstermektedir.
Pedasa’nın belki de tek ve en önemli bu Tapınağının yakınında
2002 yılında saptadığımız bir kaçak kazı çukuru bu alanın bir tapınak bothrosu
(çöplük) olduğunu göstermiştir. Kazı çukurunun çevresine atılmış kırık terrakotta
parçalarının birleştirilmesi sonucu gördüğümüz ve olasılıkla Athena’ya ait
baş M.Ö Geç Arkaik –Erken Klasik Çağ tarihi ile Tapınağın tarihi için de
bize ışık tutmaktadır. Bu Pedasa’nın aşağı kentindeki önemli yapısının tasarı
ancak kazı çalışmalarından sonra anlaşılabilecektir. Gökçeler’de iyi korunaklı
yüksek bir tepede ise akropol yer alır. Tepeyi kuşatan bir iç sur ve eğimin
az olduğu güney yöne doğru ilerleyen kulelerle sağlamlaştırılmış bir diş
surdan oluşur. Yerleşim bir Leleg kasabasının tüm özelliklerini yansıtmaktadır.
Yaklaşık 200 m. uzunluğundaki ana sur düzensiz bir taş işçiliği ile ve aralara
oldukça küçük taşlar eklenerek örülmüştür. Duvar kalınlığı 1.75–1.50 m arasında
değişmektedir. Ana surun özellikle güney ve kuzey bölümünde sur duvarı ile
dik birleşen yan duvarlara sahip yan yana sıralanan çok sayıda ve yan yana
sıralanan oda grupları yer almaktadır. Boyutları 4 x 5m. ya da daha küçük
olan bu odalar ortak duvarlara sahiptirler ve öne bir kapı ile açılırlar.
Mekânların önünde ise dar ve uzun sokakların oluştuğu görülmüştür. Bu tür
bir yerleşim tasarının Leleg’lere özgü olduğunu söyleyebiliriz. Pedasa akropolisinin
merkezine yakın alanda doğal kaya kütlesi üzerinde ise Kalenin en önemli
yapısı yerleşiktir. 7x13 m. boyundaki in antis tasarlı olan bu yapı bir
tapınak ya da büyük olasılıkla bir yönetici binası olmalıdır. Kalenin ana
girişi batı yanda yer alan bugün büyük ölçüde tahrip edilmiş olan 2.50 m.
genişliğindeki bir geçitle sağlanmaktadır. Güney yanda da, üzeri düz bir
blokla kapatılmış daha küçük bir giriş vardır. Tepenin aynı zamanda en yüksek
noktası da olan İç surun güney-doğu ucuna bugün büyük
ölçüde tahrip edilmiş
olan büyük bir gözetleme kulesi kondurulmuştur. Kalenin doğu ve güney bölümünde
kuru moloz taştan örülme, kalın duvarlardan oluşan büyük bir dış sur bulunmaktadır.
Yüzeylerinde çok daha düzenli bir taş işçiliği gösteren ve işlenmiş uzun
bloklar ile inşa edilmiş dış sur kulelerle desteklenmiştir. Pedasa akropolisinde
yaptığımız yüzey araştırmalarında bulduğumuz çanak çömlek parçaları bize
kalenin M.Ö.6. yüzyıl ve daha eski tarihli olduğunu göstermiştir. Pedasa’nın
tüm Leleg yerleşmeleri içinde en önemli yanı çok geniş bir territorium’a
sahip olmasıdır. Kuzey-güney yönünde Konacık sırtlarından başlayıp Torba
limanına dek uzayan geniş bir alan eski çağdaki kentin yayılma alanıydı.
Bu geniş alanda Yuvarlak Yerleşme yerleri, çiftlik binaları, tarım terasları
ve özellikle de farklı türlerdeki mezarlar en geniş alanı kapsarlar. Bunlardan
kentin güney ve güney doğusundaki sırtlarda Leleg kentlerinin geleneksel
mezar
tipi olarak kabul edilen oda-tümülüsler sayısal çokluklarının ötesinde
boyut ve mimarilerinin görkemli yapılarıyla da en önemlileri olarak ilgi
çekerler. Çapları yer yer 20 m. kadar ulaşan yuvarlak planlı bu mezarlar
dışta yuvarlak bir çevirme ve bunun sınırladığı alanda genellikle boyutları
4 x 4 m. veya daha küçük üzeri yalancı tonozla kapatılan mezar odasından
oluşur. Mezar odasına diş duvardan bağlanan dar bir geçit ile (dromos) ile
ulaşılır. Çoğu yağmalanmış mezarların içi bugün boştur. Ancak araştırmalarımız
bu mezarlardaki gömü olayının doğrudan pişmiş toprak lahitlere yapıldığını
göstermiştir. Mezar buluntularının bizim için en ilginç yanı ithal ve lokal
üretim malzemenin bir arada bulunmuş olmasıdır. Son yıllarda yaptığımız
araştırmalarda Sivriçam tepesinin doğu ve güneyindeki eski ormanlık alanlarda
da benzer çok sayıda
tümülüs mezar saptanmıştır. Mezarlarda ele geçen malzeme
bunların M.Ö. 700 veya daha önceki bir dönemden itibaren kullanımda olduklarını
göstermektedir. Sivriçam Tepesinde Bodrum Müzesi ile ortak yürüttüğümüz
bir kurtarma kazısında temizlik sonucu ele geçen malzeme bizi şaşırtıcı
derecede erkene; M.Ö geç 2. bin yıla kadar götürmüştür. Aile mezarı özelliğindeki
bu mezarlar en az birkaç kuşak kesintisiz kullanılmıştır. Pedasa’nın farklı
tiplerdeki zengin mezarlarla dolu en ilginç bir nekropol (mezarlık) alanı ise 2002
yılındaki orman yangınıyla açığa çıkmıştır. Güney nekropolu adı verdiğimiz
bu alan Konacık yerleşmesinin hemen kuzeyinde başlar ve doğuda Sivriçam
Tepesi yamaçlarına dek devam eder. Uzunlukları zaman zaman 20 m.yi bulan
ve içlerine taş örgü sandık mezarların inşa edildiği platformlar altta
ana kaya
üzerine oturtulmuştur. Arada yer yer yuvarlak tümülüslerin de görüldüğü
bu alanlarda normal gömünün yanı sıra yakma gömüler de tarafımızdan saptanmıştır.
Kentin kuzeydoğusundaki vadide ise compound tümülüsler ve geniş yuvarlak
çevirmeler tespit edilmiştir . Bunlar Pedasa’nın değil tüm Leleg yerleşmelerinin
en görkemli kalıntıları olarak gösterilebilir.
Prof. Dr. Adnan Diler